Mutluluğa dair – 2


Sağlığımızı iyileştirmenin, yaşam beklentimizi arttırmanın, ilişkilerimizi güçlendirmenin, hatta iş performansımızı iyileştirmenin çok kolay bir yolu var: Daha mutlu bir insan olmak! Evet, şaka değil. Mutluluk araştırmaları, mutlu olan insanların daha sağlıklı ve hayatlarını daha doyurucu yaşama eğiliminde olduğunu ortaya koyuyor. Mutlu olduğumuzda zihinsel ve duygusal refahımızı büyük ölçüde geliştirme, fiziksel sağlığımızı güçlendirme ve yaşamlarımızı dönüştürme fırsatını yakalıyoruz.

Hepimiz kişisel deneyimlerimizden mutlu olmanın kendi başına iyi bir şey olduğunu biliyoruz. Aslında birçoğumuz için kişisel mutluluk yaşam kararlarımızı büyük ölçüde etkiliyor. Fakat kuşkusuz mutlu olmak duygusal bir düzeyde iyi hissetmemizi sağlamasına rağmen, bunun buzdağının yalnızca görünen yüzü olduğunu söylemek mümkün. Aslında mutluluk ve refah psikolojisiyle ilgili araştırmalar çoğaldıkça, mutluluğun yaşamımızdaki çok sayıda alanda kritik rol oynadığını anlamaya başlıyoruz.

Mutluluk literatürünün ortaya koyduğu en heyecan verici bulgulardan biri, mutluluğun sadece kendimizi iyi hissetmemizi sağlamadığı, bizim için de iyi bir şey olduğu. Mutlu insanların birçok alanda daha az mutlu bireylerden daha iyi performans gösterdiği, özellikle de daha iyi psikolojik ve fiziksel sağlık, daha güçlü sosyal ilişkiler ve daha iyi gelişmiş bilişsel performans gösterdikleri vurgulanıyor.

Mutluluğun önündeki engeller ve onları aşmanın yolları neler peki?

Daha büyük bir eve sahip olmayı, daha yeni ve hızlı bir araba almayı ya da işte uzun zamandır beklediğiniz terfiinin gelmesini hayal ediyor musunuz? Öyleyse siz de hedef odaklı bir mutluluk peşindesiniz… Hayalini kurduğunuz şeyin sizi “daha mutlu bir insan” yapacağı yanılgısı içindesiniz. Ne yazık ki birçoğumuz bu düşünce ve davranış biçimine giriyoruz ve temel yaşam seçeneklerimizi akılımızdaki “mutluluk hedefi” ile yapıyoruz. Aslında, ilişki seçimlerimizden yaşadığımız yere, çalıştığımız işe kadar her şey bizi mutlu edip etmeyeceği konusundaki içsel – ve genellikle bilinçsiz – bir karardan etkileniyor.

Başımıza iyi bir şey gelirse mutlu olacağımız düşüncesi hepimizin zaman zaman tuzağına düştüğümüz yaygın bir inanç. Araştırmacılar bunu “eğer/o zaman” esaslı mutluluk arayışı olarak tanımlıyor. Eğer daha büyük bir eve geçersem, o zaman mutlu olurum, ya da eğer beğendiğim arabayı alabilirsem o zaman mutlu olurum gibi…

“Eğer/o zaman” şeklindeki düşünme tarzı kesinlikle baştan çıkarıcı olsa da bu tür dışsal değişikliklerin nadiren kalıcı ve gerçek mutluluk sağladığını hepimiz kişisel deneyimlerimizden öğrenmişizdir. Başımıza gelen iyi şeyler bizi mutlu etmiyor değil, elbette ki ediyor. Sadece yukarıdaki örneklerdeki olumlu değişiklikler, bizi beklediğimizden hem daha az mutlu ediyor ve hem de bu mutluluk beklediğimizden daha kısa sürüyor.

Bunun en klasik bir örneği piyango kazananlarda yapılan çalışmalarda görülüyor. Tahmin edeceğimiz üzere piyangoyu kazanmak, kişinin mutluluğu anlamında hızlı ve büyük bir artışa yol açar. Ancak sorun, bu kazanımların oldukça kısa sürmesidir. Yapılan araştırmalar piyango kazananların çoğunun birkaç ay içinde başlangıçtaki mutluluk ve yaşam memnuniyeti seviyelerine geri döndüğünü gösteriyor.